Diğer

Öngörüsüzlük sadece karşı tarafa mı ait?

erdogan-ahmet-altanAhmet Altan bir yazı yazmış: “Enverleşmek”.

Elektrik santraline maymun girmiş gibi oldu…

 Düğmelere basıyorlar, kırmızı ışıklar yanıyor, sirenler çalıyor, dumanlar çıkıyor, panikleyip başka düğmelere basıyorlar, bu sefer de başka kırmızı ışıklar yanıp, başka sirenler ötüyor” diyor.

Altan bu hükümeti başarısızlıkla suçluyor.

Ve başarısızlığın nedeni olarak şu tespiti yapıyor: “öngörüsüzlük”

Hayatın tüm alanlarında üç ay beş ay sonrasını tahmin edememek.

Politik körlükten kurtulamamak.

Şöyle diyor:

Politik körlüğün” nasıl bir şey olduğunu anlamak için yalnızca şu son Rus olayını izlemek yeter.

Kalkıp Rus uçağını vurdular.

 Altı ay sonra Erdoğan Putin’e “beni affet” diye mektup yazmak zorunda kaldı.

 Altı ay sonrasını göremeyen bir siyasetçiye, iyi siyasetçi mi diyorsunuz?

Haksız mı?

Elbette sonuna kadar haklı.

Tespitleri doğru.

Ama kanımca Ahmet Altan’ın makalesinde vurguladığı bu “öngörü eksikliği” sadece AKP iktidarına ve cumhurbaşkanının şahsına özgü bir olay değil.

Siyasette demokrasi yanlısı daha gerçekçi ve deneyimli çevreler de, hiç umulmayan bir şekilde benzer öngörüsüzlüğün kurbanları oldular.

Çok uzağa gitmeye gerek yok, Ahmet Altan’ın ta kendisi değil miydi, bu iktidardan, bu lider kadrodan, bu siyasetten medet uman?

Kendini sol ve liberal olarak tanımlayan önemli bir kesimin AKP iktidarına en kritik dönemlerde verdiği destek o yıllarda dar köprülerin rahat geçilmesine neden oldu.

Bu desteğin oluşmasında da A. Altan gibi bazı “parlak medyatik” isimlerin rolü küçümsenemez.

Dini kökenlerden, siyasi islamdan yola çıkan bir hareketin ülkeye bir şekilde demokrasi getirebileceğini sanmak öngörüsüzlük değil miydi?

Hem de peşine takıldıklarınız “bizim için demokrasi, istediğimiz durak geldiğinde inilecek bir tren gibidir” benzetmesini yaparlarken!

Bu hareketin ülkede “vesayet rejimini” ortadan kaldırıp demokrasiyi inşa edeceğine inanan bunun için ona destek veren, onun medyada silahşorluğunu yapan isimler bugün aynı “şiddet ve celalle” onlara saldırıyorlar?

Hangisi doğru? Hangisi samimi?

Dün savundukların mı? Bugün söylediklerin mi?

Bu tavrın AKP’nin, dün yaptığının tam tersini yapmasından farkı ne?

Elbette bir farkı yok.

O öngörüsüzlük ise, seninki de öngörüsüzlük değil mi?

Demokrasi bu ülkede inşa olunacaksa, demokrasiyi hedef alan, bu konuda Mahmutpaşa pazarlığı yapmayan,  bundan başka bir çıkarı olmayan kesimlerin ısrarlı ve çileli çabasıyla olacak bu.

Bu halkın güzel bir deyimi vardır ve bu Ahmet Altan ve yol arkadaşlarının yaşadıkları hazin maceranın sonunu da güzel  özetler: “el şeyiyle gerdeğe girilmez.”

Bir şeyi istiyorsan, sen yapacaksın! Darbecilerin ve İslamcıların peşine takılarak demokrasi kurmayı hayal edenler demokrasi adına ağır günahlar işlediler. Demokrasi isteyenler ise ağır bedeller ödediler.

Çok bildiğini varsayan, ancak tahmin ve öngörülerinin yanlışlılığı nedeniyle bu ülkeye zarar veren Ahmet Altan gibilerine de yer olur o demokrasi mücadelesinde.

Ancak şimdi biraz sussunlar, biraz geri çekilsinler.

Yanar-döner tavırlarıyla kötü örnek oluyorlar çünkü.

Her dönemde star, her dönemde “bir bilen” olmak mümkün değildir.

Bazen nedamet getirmek, günahları üstlenmek de asil bir davranıştır!

Tarık Demirkan

  1. 07. 2016

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s