BBC

Kanuni’nin aranan kalbi Türk-Macar dostluğu için atıyor

Türkler ve Macarlar arasında tarihin eottomans_hungary_war_512x288_bbc_nocreditski ve gizemli dönemlerine dayanan ilginç bir ilişki mevcuttur.

Hayır, bu ilişkiden kastettiğimiz elbette Mohaç’la başlayan Macaristan’daki Osmanlı dönemi değil, bundan çok daha öncesi.

Asya’dan Avrupa’ya kavimler göçlerinin yaşandığı, tarihin çok da bilinmeyen dönemlerinde boyu veren, binlerce yıla rağmen eskimeyen ve karşılıklı cazibesini koruyan bir ilişki bu.

Farklı coğrafi bölgelerde bulunmalarına, farklı dinlere sahip olmalarına, farklı bir tarihsel ve sosyal yapı içinden gelerek uluslaşma süreci yaşamalarına ve zaman zaman savaşmalarına rağmen, evet şunu söyleyebiliriz ki, Türkler ve Macarlar birbirlerine sıcak bakan iki ulustur.

Bu sıcak ilişki geçtiğimiz aylardaki bir gelişme nedeniyle zirveye ulaştı, toplumun çok konuşulan gündem maddesi haline geldi. Bu gelişme bir Macar araştırma grubunun Kanuni Sultan Süleyman’ın “kalbini” bulduğu iddiasıydı.

Bilindiği gibi büyük Osmanlı padişahı 1566 yılında çıktığı Macaristan seferinde Zigetvar kalesi önlerinde hayatını kaybetmişti. Padişahın naaşı İstanbul’a götürülse de, iç organları, dolayısıyla kalbi de Macaristan’da defnedilmişti.

Padişahın Zigetvar’daki mezarı daha sonra türbe haline gelmiş ve Osmanlı’nın Macaristan hâkimiyetinin sürdüğü 150 yıl boyunca da türbe olarak kalmış, ancak daha sonra izi tamamen silinmişti.

Doğu açılımı

Bölgede Osmanlı Türk anılarının hâlâ canlı olarak yaşadığı Zigetvar yöresinde bir araştırma ekibinin “türbenin yerini bulduk” açıklaması, deyim yerindeyse her iki ülkede de bomba etkisi yapmıştı.

Çünkü Macarlar bir süredir, tarihsel köklerini, bugünle daha iyi bütünleştirerek dünyada kendilerine yeni bir yer arayan bir hükümete sahipti.

Viktor Orbán hükümeti, Avrupa Birliği’ne dâhil olmakla birlilikte, aynı zamanda ülkenin yüzünü Doğu’ya da çevirmesinin gerekli olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle Türkiye ve Orta Asya’nın Türkî kökenli ülkeleriyle ciddi ilişkiler geliştiriyordu.

Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan hükümeti ise Orta Doğu ve Orta Avrupa’da Osmanlı’nın izlerini yeniden parlatmak için kararlı bir atılım içindeydi. Ve bu çerçevede, Osmanlı’nın Avrupa’da ulaştığı en uç nokta olan Macaristan özel bir öneme sahipti.

İşte bu ortamda gündeme gelen ve bulunduğu iddia edilen “Kanuni’nin kalbi” birden her iki toplumda var olan dostluk rüzgârlarını bir kasırgaya çevirdi.

İki ülke başbakanları karşılıklı ziyaretlerde bulundular, en üst düzeyde pek çok anlaşma imzalandı.

Macaristan, “Türkçe Konuşan Ülkeler Parlamentoları Arası Birlik” kurumunda resmen gözlemci sıfatıyla yer aldı.

Türk Osmanlı eserlerinin araştırılıp, restore edilip bugüne kazandırılması amacıyla faaliyet gösteren TİKA, Macaristan’daki bu araştırmaları mali olarak da desteklemeye başladı. Ve dahası Budapeşte’de bir büro açtı.

Türk kültürünün ve Türkçe’nin yurtdışında tanıtılıp güçlendirilmesi amacını güden Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte’de faaliyete başladı.

Hemen ardından Macar tarafı da benzer bir kültür merkeziyle İstanbul’a adım attı. Macar Kültür Merkezi’nin yanı sıra, İstanbul, Türk-Macar ekonomik faaliyetlerini koordine etmekle görevli bir Macar Enstitüsü’ne kavuştu.

Ardından Budapeşte’deki Kitap fuarına Türkiye konuk ülke oldu. 15 yazar, büyük bir sergi, müzik ve diğer etkinliklerle Macar okuyucuların ilgi ve dikkat merkezini oluşturdu.

Yine bu yıl Ekim ayında Ankara’da Macar günleri düzenleneceği açıklandı.

Kasım ayında ise İstanbul’daki Kitap Fuarı’nda Macaristan konuk ülke olacak.

İki ülke arasında bir yıla sığıveren bu etkinlikler dizisi, aslında sadece en belirginleri. Kardeş şehirler, giden gelen öğrenci delegasyonları, müzik, sinema, sanat ve spor etkinlikleri, ticari heyetler de sıralandığında eminim ki 2014’de neredeyse “her güne bir Türk Macar etkinliğinden” bile söz edilebilir.

Ve bu arada Macaristan’ın en önde gelen televizyonunda “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin gösterime girdiğini belirtmeyi de unutmayalım. Bu dizi, diğer Türk dizileriyle birlikte Macaristan’ın en çok seyredilen dizileri sıralamasında zirveye oturdu.

‘Demokrasi eksikliği’ eleştirisi

Peki, iki ülke arasındaki bu “balayı” ne kadar sürecek?

Bu sıcak birlikteliğe yönelik eleştiriler de yok değil. Her iki ülkede de muhalefet tarafından sürekli ve kaygıyla vurgulanan “demokrasi eksikliğinin”, yani hayata benzer bakışın, iki ülke hükümetlerinin bu kucaklaşmasında etkili olduğu tezlerini de burada belirtelim.

Ancak ne olursa olsun, bu dostluğun halk içinde olumlu tepki bulduğu bir gerçek.

Bu arada, Kanuni’nin kalbinin henüz “tam olarak” bulunmadığını ekleyelim! Araştırmacılar, büyük padişahın kalbinin nerede olduğunu “aşağı yukarı” belirlediklerini, türbenin tam yerinin tespitinin ise an meselesi olduğunu vurguluyorlar. Yani “bizi izlemeye devam edin” diyorlar.

Biz de medya olarak elbette heyecanla izliyoruz ve de bu dostluk pilavının daha çok su kaldıracağına da yürekten inanıyoruz.

(BBC, 30 Haziran 2014)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s